24/07/2026
Yaklaşık 50 yıldır Türkiye’nin kurucu değerlerini oluşturan birçok kurumun sistemli biçimde zayıflatıldığına ve aşındırılıp gözden düşürüldüğüne inanıyorum.
Atatürk’ün kurulmasına öncülük ettiği fabrikalar, kurumlar,kamu işletmeleri, enstitüler ve üretim odaklı yapılar ya kapatıldı, ya özelleştirildi ya da zamanla işlevsiz hâle getirildi.
Bunun sonucunda gelen yeni nesiller, bu kurumların temsil ettiği üretim kültüründen ve Cumhuriyet’in ne anlam taşıdığını anlamaktan ve kalkınma vizyonundan giderek uzaklaştı.
Bugün gelinen noktada ise siyasal kutuplaşmanın emperyal güçlerinin desteğiyle öyle bir seviyeye ulaştığını düşünüyorum ki, artık farklı partiler üzerinden yürüyen tartışmaların ötesinde, toplumun ve cumhuriyetin ortak değerleri aşındırılıyor. Benim görüşüme göre bunun son halkası da CHP’nin içine düştüğü tabloyla tamamlanmıştır.Atanın kurduğu parti içten ele geçirilerek itibarsızlaştırılmış ahbap çavuş ilişkileri olduğu su götürmez insanlar partiyi tam seçimler öncesi 3 parçaya bölmüştür.
Sonuçta sürekli birbirimizle mücadele ederken; üreten, sorgulayan ve bağımsız bir toplum yerine yönlendirilmeye daha açık Cumhuriyet değerlerinden uzak bir topluma dönüştürülüyoruz. Bu nedenle, Türkiye’nin büyük güçlerin bölgesel planlarında edilgen bir aktör hâline getirildiğini düşünenlerdenim.
Cumhuriyet’in temel değerlerine, liyakate, eğitime, adalete,üretime ve bağımsızlığa her zamankinden daha fazla sahip çıkılması gerektiğine inanıyorum.